6 Temmuz 2011 Çarşamba

Sıcak bir yaz günü...

Selam öncelikle nasılsınız iyi misiniz?
Şu sıcak yaz günü kimsenin canı birşey istemez öyle değil mi? Ama kimimiz  işimizle, kimimiz bütünlemeleriyle, kimimiz yıllardır resmen çorbaya döndürdükleri ÖSS sınavıyla (hala bunun adı Öss mi yoksa o da mı değişti :) ) kimimizse  yaz okuluyla uğraşmak zorunda. Allah yardımcımız olsun valla. Ha bazı şanslı azınlıkta tatil yapıyordur belki. şimdi sıcak güneşin altında serin denize CUUP! diye atlamak vardı ya neyse  kısmet artık başka sefere.

İşte o şanslı azınlığın dışında olan bizler içinse ufak hatırlatmalar yapmak isterim ha belki yoğunluktan unutulmuştur.


Yeni vizyona giren ve aylardır beklediğim Transformers 3: Ayın Karanlık Yüzü' nü  kaçırmamanız ı tavsiye ederim.
Autobotlarla Decepticonların amasınsız kıyasıya mücadelesini anlatan efsane serinin  üçüncü filmi 40 yılı aşkın bir sırın perde arkasını konu alıyor ve olan yine  gariban Dünyamıza oluyor.
Filmde ki en büyük değişiklik kuşkusuz türlü entrikaları yüzünden kadrodan atılan Megan Fox'un  yerine Victoria Secret Meleklerinden olan Rosie Huntington Whiteley'in gelmiş olması ve karakter olarakta  otobotların eski lideri  Sentinel Prime' ı  filmde görecek olmamız ya da siz çoktan gördünüz. Böhüü ben daha gidemedim :S öhöm neyse :D



Bir diğer konumuz ise şu sıcak günlerde  kitabımızı elimize alıp sahilde  ya da piknik alanında ya da  püfür püfür esen balkonunuzda ayaklarınızı uzatıp  sevdiğiniz kitapları okuyarak  dinlenebilir ve güzelce kafa dağıtabilirsiniz. Size tavsiyem Gerekli Şeyler Yayıncılıktan çıkan Naruto ve One Piece mangasının tadına varabilirsiniz ya da, hala okumadıysanız   Ahmet Ümit'in kaleminden  güzel bir polisiye olan İstanbul Hatırasını okumadan geçmeyin derim.
Ama bunca şey arasında "yok abi sıcakta kitap bile çekilmez" derseniz oturun bilgisayarınızın başına sisteminiz müsade ediyorsa çatır çatır  Yerli Kardeşlerin yaptığı dünyayı sallayan oyunu oynayın yani CRYSIS 2. Ya da  TaleWorlds'dan Armağan - İpek Yavuz çiftinin yapmış olduğu  bizzat Ankara'nın bağrından çıkmış olan ATınıza atlayın VE  KILIÇınızı kınından çıkarmaya hazır olun derim.
Yahu nabıyorsanız yapın ama sakın forumlara felan "kardeşim bozuk süt içti az önce ne yapmalıyım acil yardım? ya da "yahu  aga tatil diye birşey varmış napacaz biz onda ne edilir ne yapılır bilen söylesin yav" diye  sorular yazmakla uğraşmayın  zamanınızı ve aklınızı  ekmek arası peynir ve zeytine kardeş yapmayın derim. Harbi bunu soranlar var yav. Açın google a yazın tatilde ne yapılır diye  adamlar harbi yazmış zuha:D hele o bozuk süt olayı da gerçek çocuğun teki yazmış başına gelenin tecrübesinden yararlanayım diye ama çoğu kişi kafaya almış. Hastaneye götüreceklerine  foruma yazmak da ilginçmiş gerçekten :P yazık yav.

Ha son olarakta Bursalı arkadaşlara bir haberim olacak yakında Yazlık Sinemalar mı ne açılıyormuş Eyvah Eyvah 2, Kurtlar Vadisi Filistin, Av Mevsimi, Oscar Ödüllü Oyuncak Hikâyesi 3 gibi filmler gelecekmiş diye gördüm  reklam panolarında Temmuz - Eylül aylarında açılacakmış bakalım hadi hayırlısı. Lakin habire  halka hizmet halka hizmet deyip duruyorlar paralımı olur yoksa ücretsiz mi onu bilemem daha açılsın görecez bakalım.

Eveet uzun zamandır  niyetleniyordum bir yazı yazmayı kısmet bugüneymiş. Umarım  azda olsa işinize yarar bilgiler bulabilirsiniz ya da  az da olsa  kafanızı dağıtmanıza yardımcı olabilmişimdir. Gelecek sefere görüşmek üzere Allah'a emanet olun :D

 


18 Mart 2011 Cuma

Tarihte Bugün : ÇANAKKALE ZAFERİ!

...18 Mart 1915 yaşları 15'ten başlayan büyük Aziz 

Şehitlerimiz ittifak güçlerini Çanakkale'nin

o soğuk derin boğazına gömdüğü gündür! Tüm

Şehitlerimizden Allahü Teala razı 

olsun.Mekânları Cennet Olsun.

28 Şubat 2011 Pazartesi

Oscar Ödülleri 2011


İşte gece 01.00 de başlayan 83. Oscar Ödüllerinin Kazananları!
 
En iyi Sanat Tasarımı
Set Tasarım Ödülü
Alice in Wonderland

En iyi Sinematografi
Inception

En iyi Yardımcı Kadın Oyuncu
Melissa Leo – The Fighter

En iyi Kısa Metraj Animasyon
The Losting

En iyi Animasyon
Toy Story 3

En iyi Uyarlama Senaryo
The Social Network

En iyi Özgün Senaryo
David Seidler – The King’s Speech

En iyi Yrdımcı Erkek Oyuncu
Cristian Bale – The Fighters

En iyi Yabancı Dilde ki Film
In a Better World – Danimarka

En iyi Özgün Film Müziği
Trent Rezior, Atricut Ross – The Social Network

En iyi Ses Miksajı
Lora Hirschbeck – Inception

En iyi Ses Montajı
Richard King – Inception

En iyi Kostüm Tasarımı
Alice In Wonderland

En iyi Makyaj
Rick Baker, Dave Elsey - The Wolfman

En iyi Film Şarkısı
“We belong together” Randy Newman – Toy Story 3

En iyi Yönetmen
Tom Hooper – The King’s Speech

En iyi Kadın Oyuncu
Natalie Portman – Black Swan

En iyi Erkek Oyuncu
Colin Firth – The King’s Speech

En iyi Film
The King’s Speech

Not: Hiç bir yerden alıntı değildir! Sanırım ilklerden olabilir.

25 Ekim 2010 Pazartesi

Stresi yenmek mi? Yoksa yenilmek mi?

Merhabalar, Stresi yenmenin birçok yolu yordamı vardır elbette. Kâh yiyeceklerle olur bu, kâh taşlarla, egzersizlerle, veya hoşunuza giden şeyleri yaparak stres atabiliriz.
Ya da en basitinden, benim gibi yazı yazarak stres atıyorsanız forumlara ya da bu tarz blog,site gibi yerlere bol bol yazı yazın. Neyse bence aşağıdakilere kulak vermenizi...( hehe burda biraz tuhaf oluyor bu cümle şöyle diyelim biz ) aşağıdakilere göz atmanızı tavsiye ederim.








1. Yazı yazmayı seviyorsanız ve bu sizi iyi hissettiriyorsa,dilediğniz yere bol bol yazı yazın.(forum,site,blog vb.)
2. Left 4 Dead gibi aksiyonu bol oyunlar oynayın mümkünse hayatta kalma mücadelesi verdiğiniz oyunlarda hem adrenalin sağlamış oluyor hem de stres atmış oluyorsunuz.
3. Kesinlikle sonunda bir kazananın ve kaybedenin olduğu ve kaybedince karşı tarafın pis pis gülerek "nuhahaha" diye karşılık verdiği tarzda oyunlardan uzak durun kazandığınızda o pis gülüşün suratınızda yayıldığını hissetmek kendinizi iyi hissettirecek olsa da tam tersi olduğunda hırs yapıyor olsanızda, sonuçta stres kazanmışta oluyorsunuz.
4. Mümkünse yavaş bağlantılı ve ağır çalışan bilgisayarlar bulunan internet cafelere gitmeyin, bir gün gelir sadece basit bir öss sonucuna bakacak olursanız bile ve sizi saatlerce ağırlıktan bekletmeye mahkum bıraktığında, üstünüzde oluşan stresin her zamankinden iki katına çıktığına şahit olabilirsiniz.
5. Stresliyken eğer kendinize gareziniz yoksa sevmediğiniz, nefret ettiğiniz şeylerden kaçının bu size çok acı bir tecrübeden koruyabilir.
6. Sakın ola ki kendinizi yemeğe vermeyin özellikle abur cubura bu o anlık işinize gelsede daha sonra tartı üstünde ki "o an" hiç işinize gelmeyecektir.
7. Rahatlamak istediğinizde ve kafanızı bir an için boşaltmak istediğinizde gözlerinizi kapatın ve sizi sakinleştirdiğini bildiğiniz ya da sevdiğiniz bir yeri düşünün ya da hayal edin mesela tropik bir ada ya da, Akdeniz sahilinde ki bir gün batımı sizi mutlu ediyorsa mümkün olduğunca ordaymış gibi sesleride duymaya çalışın hani duyuyormuş gibi yapın.Ama sakın bunları yürürken yapmayın sonra  rahatlayım derken belediye çukurlarında kol bacak kırmayın he Allah korusun.
Sanırım bu kadar yeter herhalde
Bazıları hariç geneli tamamen tecrübe edilmiştir. Özellikle internet cafeyi sakın denemeyin çok pişman olursunuz benden söylemesi:D

Allah'a emanet...:)

23 Ekim 2010 Cumartesi

Rüzgâr





Rüzgâr içime işlerken…
Korkuyorum çaresizce.
Önümde uçurduğu sonbahar yaprakları gibi,
Seni de uçurur mu ki yüreğimden?
Uçurur mu ki hayallerimi?
Tir tir titretir mi ki seni?
Seni korumak istercesine,
Hani işe yarayacakmış gibi,
Sımsıkı sarıyorum ceketimi göğsüme,
Kavuşturuyorum kollarımı,
Sırf seni uçurursa yakalayayım diye.
Isıtmak istiyorum içimde ki seni kollarımla
Şu loş ışığın aydınlattığı
Gerçek seni beklediğim bu durakta…



Volkan KOPUZOĞLU

22 Ekim 2010 Cuma

Yalnızları Oynuyorum Yine...





Yalnızları oynuyorum yine.
Şimdi tek sırdaşım sessizlik.
Sensiz bu evde geriye kalan sadece bu
Senden bana kalan yegâne şeye sımsıkı sarılıyorum
Ve içime çekiyorum, evime sinen kokunu
Sırf kokun kaçmasın diye
Sırf kokunu unutmayayım diye
Açmaya korkuyorum pencereleri
Yalnızları oynuyorum yine
Sensiz bu evde tek sırdaşım sessizlik…



Volkan KOPUZOĞLU

21 Ekim 2010 Perşembe

Kaçış...





Koştum hiç arkama bakmadan sadece koştum.
Bilmiyorum ki neden kaçıyorum,
Neden bu pervasızca kaçışım,
Neden titriyor seni düşününce her yanım?
Niye söz dinlemez bu gönül,
Her defasında çocuk gibi aldanır
Yüreğime bir hançer gibi saplanıyor bu düş
Her defasında fırsat tanımıyor
Her defasında tekrar kanıyor yaram
İşte sanırım sırf bu yüzden,
Sırf bu yüzden,
Seni aklıma getirmemek için kaçıyorum,
Koşarak hem de olağan gücümle koşarak kaçıyorum,
Ama nafile ki bu çaresiz kaçışım
Yine sana çarpıyor bu aciz zihnim
Yine sana tutkun…
Sana vurgun…


Volkan KOPUZOĞLU

Hayat çizgisi

  Hayat kısacık bir çizgiden ibaret. Yanlış da gitsen, Doğru da gitsen, Sadece kısacık bir çizgi. Hayaller, umutlar, Sevinçler, hüzünler. He...