18 Mart 2021 Perşembe
13 Kasım 2020 Cuma
Derinliğin Maviliği
Bugün hava çok güzel,
Erikler çiçek açmış,
Her yer pembe kiraz çiçekleri ile süslenmiş.
Bu güzel havada yürüyen
Bir, konuşup eğlenen insanlar görüyorum,
Bir de senin o ay gibi yüzünü renklendiren,
Kiraz pembesi dudaklarınla bana gülümseyişini.
Bugün hava çok güzel,
Dışarda kuşlar neşeyle ötüşüyorlar.
Kızıla çalan gün batımında,
Hafif bir meltem esiyor,
Denize açılmış rüzgâra aç yelkenli gibi,
Dalgalandırıyor bukleli saçlarını.
Bugün hava çok güzel.
Bütün ışıltısıyla aksediyor kendini güneş.
Önce senin deniz mavisi gözlerine,
Ardından uçsuz bucaksız bu mavi deryaya.
Bense sadece sana bakabiliyorum
Sadece bakmak.
Derin mavilikte,
Hareketsizce,
Ağır ağır
Karanlık dibe doğru batarken
Sadece bakıyorum…
Volkan KOPUZOĞLU
Volkan KOPUZOĞLU
10 Ocak 2019 Perşembe
Bataklık
Hatalar…
Evet, yanlış
seçimlerin gebe olduğu
O acımasız
hatalar denizindeyim.
Bu sefer yüzmek
yok.
Bu sefer
kımıldamak yok.
Beni yemek
isteyen,
Yalnızca kör
bataklık ve ben.
Tek yönlü
karanlık dipsiz çukurun dışında
Başka var mı ki
gidilebilecek bir yer?
Ziyanı yok!
Zaten çırpınmayı
çoktan bıraktım.
Gittikçe içine
sürüklendiğim şu balçık denizinde
Beni bekleyen
sadece boş hayaller,
Zifiri karanlıktaki
o masum, tatlı hayaller.
Her yer yapış
yapış olsa da,
Sensiz kalmış
olsam da,
Dudaklarım gibi
kupkuru yüreğim
Islak bataklığa
rağmen kupkuru bedenim.
Nerdesin ey
güzel gözlüm?
Nerdesin umut
ışığım?
Sana ulaşamadığım,
Çırpındıkça battığım,
bu bataklıkta
Beni bekleyen
tek son,
Sadece…
KARANLIK…
Volkan
KOPUZOĞLU
3 Temmuz 2018 Salı
Captain Tsubasa 2018 İlk Bakış
Selam, nasılsın? Bu animeyi ilk bakış yapmak için biraz geç
kalmış olabilirim farkındayım. Ancak uzun bir seri olacağından pek de geri
kalmış sayılmayız öyle değil mi? Hadi o zaman başlayalım.
Aslında Captain Tsubasa’yı anlatmaya gerek yoktur herhalde.
Özellikle de 90larda çocuk ya da, ortaokul, liseye giden her gencin kesinlikle
bayıla bayıla seyrettiği, arkadaşlarıyla maç yaparken “hayır Tsubasa benim, ben
de Misaki olurum o zaman “ gibi geyikler çevirmeyen yoktur sanırım.
Bu anime benim için o kadar değerli ve bir o kadar anlam
taşıyor ki şu satırları yazarken bile hala düşünüyorum “nasıl yazacam lan”
diye. Şimdi bu efsaneyi nasıl dile getirirsiniz ki zaten öyle değil mi? Eh işte
artık kalemimiz döndüğünce yazmaya çalışacağız artık. Zamanında sırf kaçırmamak
için okul dönüşü çantayı bir tarafa, kendimi bir tarafa hışımla atıp
televizyonu açtığım yegâne seridir kendileri.
Son dönemin artık iyice modası haline gelen bu geriye dönük
yeniden yapımlar kuşağında, dâhi futbolcumuz Tsubasa da yerini aldı tabi. İlk
izlenimim olarak ne yalan söyleyeyim ön yargıyla yaklaşmadım desem pek doğru
olmaz. Hani içine edecekler diye çok korktum. Ama Allahtan beklediğimden daha
iyi bir iş çıkarmışlar. Hele ki o ilk bölümde Tsubasa’nın kazadan kurtuluşuna
çok güldüm, yere düşüyordum nerdeyse gülmekten.
Evet, seri yıllar önce ki halinden gayet iyi yapılmış. Kurgu
olarak ben beğendim pek elleşmemişler ama ince detayları falan güzel yapmışlar
bu sefer. Tabi doğal olarak grafikleri de çok iyi kalitede olmuş. Yapanların
eline sağlık.
En büyük artısıysa
eski serinin o kanser eden bakışmaları kaybolmuş. Evet, yanlış okumadınız bir
bölümde GOL bile gördüm yahu hem de beş tane birden lütuf gibi geldi bir hoşuma
gitti ki sormayın. Eskiden olsa bir maçı bitirmek eğer ki çok şanslıysak altı
bölüm sürerdi. Defanstan forvete giderken milletin koşmasını ve yüz yüze
bakışmasını seyretmekten, bir bölüm çoktan bitiveriyordu. Bu inanılmaz bir
durum işte yeni seride en çok sevdiğim olay bu oldu ve yine tekrarlamak
istiyorum kurguyu çok kurcalamadan aynen devam ettirmeleri de belki buna bir
fayda sağlamış olabilir. Gayet eğlenceli ve komik kısımları olduğu kadar
ilerleyen bölümlerde dramı da çok başarılı vereceklerine hiç şüphem yok.
Serinin müzikleri ise çok güzel hele ki o efsane eski
başlangıç parçasını bu sefer kapanış parçası olarak koymuşlar ki bu da beni
benden aldı, ağzınızda enfes bir tat bırakıyor. Hani bölüm bittiğinde yüzünüzde
hafif bir tebessüm oluşuyor. Bunu bizim gibi eski hayranları mutlu etmek için
yaptılarsa da, tamamen duygu$al olarak yaptılarsa da adamsınız adam diyorum
başka da bir şey demiyorum.
Ee bu kadar güzel şey söyledik peki hiç mi kötü yanı yok
elbette var. Özellikle her şey de Tsubasa ya muhtaçmış gibi davranmaları çok
uyuz etti beni. Yeniliyoruz” eyvah Tsubasa napacaz”, yeniyoruz “çünkü bizde Tsubasa var” o oluyor “Tsubasa halleder”, bu oluyor “Tsubasa
şöyle”, “Tsubasa böyle” eehhh yeter yahu. Bleach de ki Orihime’nin tahtına göz
mü diktiniz hayırdır? Derler adama bu nedir arkadaş. Tamam, anladık bütün bir
anime serisi onun üstüne de bu kadar da abartılmaz ki canım. Allahtan
Wakabayashi var azcık da ona güveniyorlar. Sağolun be. E mübarek orda kapı gibi,
koç gibi Misaki var siz hayırdır demezler mi adama? Dememişler galiba ki
12.bölümde beni fitil etmeyi başardılar. Tebriklerimi sunuyorum.
Herşeye rağmen bu abukluk nazar boncuğu gibi kalıyor tabi
onca doğru ve güzel şeyi başardıkları için bu ufak tefek sinir bozucu anlar
kaybolup gidiveriyor.
Sonunda da bize yeniden cillop gibi grafiklerle Captain
Tsubasa 2018 in başına kurulmak kalıyor iyi seyirler…
28 Mayıs 2018 Pazartesi
Sword Art Online: Alternative Gun Gale Online İlk Bakış
Selam, uzun süredir yazmıyordum ama inanın bu seriyle dönüş
yapmak bana da şaşırtıcı geldi ^^
Sword Art Online: Alternatif Gun Gale Online'ı seyrettim de
merak edenler için yazayım dedim.
Öncelikle feci hayranları kesinlikle okumasın zaten körü
körüne "KAWAİİİİ” diye seyredecekler siz şöyle bir kaçılın bakem.
Benim gibi baştan sona seriyi takip edenler ve ilk serinin
hastası olanlar. Ve de bir umut bu sefer düzelir lan deyip hikâyenin devamını
merak edenlerde, her ne kadar "SAO
dan sonra çok bozdu beaaa" deyip yine de kesinlikle seyredenler ve
seyredecek olanları da şöyle kenara alalım.
Tamam geri kalanlar hazırsa LİNK START!
Şimdi ilk başta öyle aman aman süper über bir şey
beklememenizi öneririm. Ki herkes sıfırla iki arası bir beklentiyle
seyredecektir zaten animeyi. Şunu iyice belirteyim yapacak o güzel zamanı
harcayak başka serileriniz ya da, diziniz, filminiz, oyununuz, kitabınız vb.
varsa girişmeyin buna bırakın boş bir zamanınızda seyredersiniz hem kaçmıyor
ya.
Neyse fazla geyik yaptık az biraz nedir ne değildir, aç
karnına ya da, oruçlu kafaya gider mi? Önce bunları bir aydınlığa kavuşturalım
değil mi?
Anime 2026 yılında Sword Art Online vakasından iki yıl
sonrasını konu almakta. Tamamen yan bir konu hani The Walking Dead ile Fear the
Walking Dead kadar bir paralellik var aralarında tek fark aynı evrende geçmiyor
en azından oyun olarak. Yani
SAO devamı değil bu konuda kafada işaretler kalmasın.
Kahramanımız Kohiruimaki Karen 1,83 cm boyla ortalamanın
epey üstündedir ve bu kendisinde feci derecede boy kompleksi yapmıştır. Bu
takıntısı yüzünden normal sosyal hayatında doğru dürüst arkadaş çevresi bile
yoktur.
Bir gün hayatta sahip olduğu tek arkadaşıyla konuşurken, arkadaşı Karen’e VR oyunlarından bahseder. Bu tam dalış gerçekleştirilen VR oyunları o
istediği bücür ve tatlı hayata ulaşma fikri çok cazip gelir ve tabiri caizse
üstüne balıklama atlar.
Yalnız hesaba katmadığı şey ise oynadığı oyun geçen sezon
SAO da adı geçen ve insanların fütursuzca birbirini öldürdükleri GunGale Online’dır.
Hiç bilmediği bu oyun dünyasında Llenn adında tatlı bir bücürük olarak hayatta
kalmaya çalışır.
Eveeet, şimdi grafik olarak beklentinizi karşılayan, müzik
olarak ortalamanın üstü o da Eir Aoi’nin hatrına gerçi bu serinin açılış ve
kapanışları hep iyi olmuştur. Kurgu olaraksa vasatın bir milimcik üstü olan bir
anime duruyor karşınızda. Haa tabi aksiyonsa ortalamaya anca bir tık uzaktan selam ederken görüyoruz diyelim ona da, bu gözler ne aksiyon sahneleri gördü SAO da bee! Hey gidi günler! Öhöm pardon,
ne diyorduk haa grafik mrafik cart curt doğru…
Ha bu arada Karen’i yani uzun hali daha hoş geldi bana kim bilir
belki öyle pek aşırı tatlı chibi karakterleri sevmediğimden de olabilir.
Açıkçası bu ilk bakış olduğu için kurguyu öyle yerlere pek
vurmak istemesem de –sonuçta emek var ortada- o mantık hataları ve klişe Polat
Alemdarlığı sinir etti beni inşallah devamından sıvamazlar bare. Ha birde
gereksiz mi gereksiz 5,5. Bölümü seyretmeseniz de olur hani zamanınız yoksa, ilk
defa bir anime bölümünü zor bitirdim yav. Resmen özet geçtiler bu da o azcık
güzel aksiyondan tiksindirme duydurduğu için tebrik etmek isterim.
Şimdi o kadar acılı ezme hesabı ezdik peki müzikleri ve
grafikleri dışında hiç mi güzel yanı yok. Buna cevabım ise SAO olayından ve
Kirito ile Sinon’un GGO macerasından bahsetmeleri güzeldi.
Aslında herşeye rağmen güzel animeydi lan demek isterdim ama
değil. Maalesef ilk 6 bölüm için vasat bir işleyiş gördüm, dediğim gibi geri
kalan 6 bölümde inşallah sıvamazlarsa vasatın üstünde bir yapım olabilir diye
tahmin ediyorum.
Son olarak da asıl seri olan Sword Art Online’ın devam
sezonu olan Project Alicization kurgusuyla bu son baharda tekrar anime
severlerle buluşacağını da söyleyeyim.
Hepinize keyifli bol geek günler dilerim, esen kalın efenim.
Hayırlı Ramazanlar^^
7 Mayıs 2018 Pazartesi
Şubat Soğuğu
Issız soğuk bir Şubat günüydü. Her yerde soğuk havanın o dondurucu etkisiyle buz tutmuş küçük göletler ve çatılardan sivri mızraklar gibi uzanan sarkıtlar vardı. O küçük göletlere basıp da kayıp düşmemek için dikkatle yürüyordu. Bir an için durakladı ve yüzünü bulutlarla köşe kapmaca oynayan güneşin yer aldığı gökyüzüne baktı. Belki güneşi görürse keyfi yerine gelir diye umuyordu. Ama bulutlar tıpkı güneş ışınlarını engellediği gibi bu küçük umut kırıntısını da engelleyip, rüzgârdan elleriyle soğuk bir şekilde yüzüne vurmuştu. Evet, hava çok soğuktu. Sokakta ne bir kedi vardı ne de kendinden başka birisi. Yalnız buz gibi esen bir rüzgâr ve kendisi. Rüzgâr, o kadar keskindi ki sanki onunla kavga eden bir insan gibi şekil almıştı. Sürekli kırçıllı atkısını beceriksizce çekiştirip yüzünü kapamaya çalışırken, yumruklarını suratının ortasına usta bir boksör edasıyla birbiri arkasına sıralıyordu. Amacına ulaşması için ilerlediği bu yolda tek çıkış yolu sabırla ve azimle tüm zorluklara ve engellere karşı düşüp kalkmadan yürümekti. Evet sadece yürümek...
Etiketler:
azim,
deneme,
e-gunlugum,
e-günlüğüm,
e-günlük,
egünlüğüm,
konuşan günlük,
rüzgar,
rüzgâr,
sert rüzgarlar,
soğuk,
şubat,
şubat soğuğu,
vkopuzoglu,
volkan kopuzoğlu,
www.e-gunlugum.blogspot.com
4 Şubat 2016 Perşembe
Nefret
Hiçliğin ortalarındayım
Yapayalnız, sensiz, çaresiz.
Üstüme kâbus gibi çökmüş şu gece de
Hiçbir duyguya yer yok yüreğimde
Ne bir üzüntü, ne bir neşe, ne de keder.
Sadece hafif bir nefret
Kılıcın kınından ayrılmışçasına
Kininden ayrılıp serbest kalan
Kendime duyduğum basit bir nefret.
Öyle bir nefret ki bu içimde
Her geçen gün, her geçen dakika
Ufak ufak daha da artıyor ansızın
Sürekli bozuk plak gibi tekrar ediyor pişmanlık hissi
Hiç sormuyor ki takatin kaldı mı diye?
Seni özlemle andığım şu gecede
Nolur gel yine affet sen beni bir hecede.
Volkan KOPUZOĞLU
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Hayat çizgisi
Hayat kısacık bir çizgiden ibaret. Yanlış da gitsen, Doğru da gitsen, Sadece kısacık bir çizgi. Hayaller, umutlar, Sevinçler, hüzünler. He...








